4 Eylül 2010 Cumartesi

Bir Karikatür


Alenen bir tarafın emredilene sığınıp rahat rahat uyuması, diğerininde sorgulamaktan alıkoyamayıp bilgiyle yetinmemesinden kaynaklanan telaş var..Yok islam ilim irfanmış, yok özünde anarşi varmış...İki eski arapça kelimeyle ne şirin hale sokuluyor din.Sana nasıl yıkanacağını, giyineceğini, kaç duayı hangi saatte okuyacağını, neyle beslenip beslenmeyeceğini emreden bir kuruma nasıl rahatlıkla "özünde anarşi" vardır diyebiliyorsunuz?
İnançların hoşgörüsüzlüğüne maaruz kalan arkadaşım dönüp bir aynaya baksın..kendinden olmayana en ufak bir müsamma göstermeyen, tahammül edemeyen gruplar hangileridir acaba?

Ben "Allah kanatimce yoktur" dediğimde, müslüman beni itikale mi davet ediyor, yoksa recm için sıraya mı giriyor?

Hoşgörü sadece kendinden olana gösterildiğinde bunun adı hoşgörü değildir.
Müslümanlar düşünmüyormu sorusuna gelince...İki alim bir hoca düşünür taşınır bu böyledir der, cemaat huuu çekip eyvallah der ve bireysel olmak, sorgulamak birçok dinde tabudur. Şimdi bunun aksini söyleyecek birçok örnek yokmudur? illaki çıkar ama güruhun yarattığı gerçekliği yani kitlesel itaati ve cemaatçe hareket edip ya biz ya da bizden olmayanlar mantığı ile yaşayanların teyidirler sadece....

Din ihtiyaçlardan doğmuştur ve aynı ihtiyaçlar dinleri nasıl yarattıysa öyle yok edecektir..En büyük dinin kronolojisine bakın, en fazla 32 bin yıl geriye gider..İnsanoğlunun "medeni" tarihine bakıldığında komik denebilecek kadar kısa bir süre; zira yerleşik tarım dahi 40 bin yıl öncesine dayanır.Neyse, ama neticede karikatür oldukça isabetli bir vurgu yapmış, itaatin tek kitabı var diyalektizm, sonu açık bir süreçtir ve kaynaklarının zenginliğinden beslenir.Bilmeyen rahatsız olmaz, sormaz, bilen huzursuz olur ve cevap arar..Gayet basit.