5 Eylül 2010 Pazar
Tel Örgü
"Hayat çok garip". Ne klişe bir söz.Hayat hakkında kurulabilecek en dahiyane cümlenin bu kadar klişe olması fazlasıyla üzücü. Etrafımıza sınırlar ördüler, diğer tarafa geçemezsin dediler, hem geçmek istesen bile paran var mı dediler, paramız yok dedik, otur dediler. İşte 21. yy bu... Ne güzel diyor Aylak Adam :" Asfalta kusmak, işte 20. yy" diye. Yaşasaydı Yusuf Atılgan 21. yy için hangi cümleyi kurardı. Kestiremiyorum. Ancak "Asfaltta uyumak" mantıklı görünüyor.Son yüzyılda insanoğlu ulaşımı geliştirdi elbet. Hızlı giden trenler( ki eminim uzun süren tren yolculuklarında bira içmenin ve kağıda birşeyler karalamanın yarattığı edebi keyif ortadan kalkacak), sürat yapan aşırı hızlı lüks otomobiller, kapasitesi ve motor gücü arttırılmış uçaklar ve sayısız canlı türünü yok eden asfalt dökülmüş yollar...21. yy da insanoğlu tonlarca ağırlığında ki bir metal parçasını binlerce metre havaya kaldırabildi ancak ülkelerin sınırlarını yok edemedi. Barışmayı inşa edemedi. İnsanlar ön yargılarını kaldıramadı. Hangisi daha zordu?Uzaya gitmek mi? Einstein bu tahlili 20 yy da yaptı evet. " Atom'u parçalamak ön yargıları kırmaktan daha kolaydı" diye..Şimdi ben kalkıp Papua Yeni Gineye gitmek istesem nasıl giderim? Yol gidiyor evet. Ben nasıl giderim? "Yol bir gitme biçimi değil, yol bir düşünme biçimidir" diyorum Yılmaz Erdoğan'dan farklı olarak ve Murat Uyurkulak'ın Tol'de dediği gibi söylüyorum : "Fiziki haritayı daha çok severdim, dünya bir bütün olurdu çünkü o zaman, sınırlar kaybolurdu ve benim için bütün o kesik çizgilerle birbirinden ayrılmış ülkeler varılabilir, görülebilir coğrafya haline gelirdi"...
M.K.
