I
Sokağın en güzel yanlarından biri;
otobüs arkasından koşan bir dolu çocuk,
sonra pencere aceleciliği, çok sonra,
bu benim esrik hallerim, ben yürürüm, yürürken,
en sevdiğim kişiler gibisin; apartmanlara gelelim.
Sokağın en güzel yanlarından biri;
herkesin onu görüpte görmezden gelmesi,
herkesin herşeyi arkada bırakıp, ilerlemesi,
sonra benim sahipliğim, gedemeyşim, kalışım,
rüyalarımda ki ikinci kişi gibisin;
yollara geleyim, sen de gel.
Ben şimdi çay fincanlarında
Ben şimdi çay fincanlarında
Ben şimdi bir sandalyede yaşlanmayı bekleyen bir adamım.
II
Kenar mahalle yalnızlığıyla yaşıyoruz.
Artık oyun oynayan çocuklar da yokken,
Alıyorum denizi; ulaşılmaz sadelikle,
Getiriyorum parmaklarına; mutlu yüzler görünüyor,
Şimdi ellerin titriyorsa iyi bir çizgi çizemezsin ki,
Hem ellerin asıl görevi başka bir eli tutmaktır.
Yeryüzünü iki eş parçaya ayıran bir trendeyiz,
Gittikçe daha da açılan, ilerledikçe yarılan,
Yaşantımın yeni bir biçim alışını seyrediyorum,
Böyle zamanlarda ev dediğin şeyin bir çatısı olmalı;
Bir kedisi ve bir halısı olmalıdır.
Bir ev kadar yalnızlaşabilmişsem eğer,
Aralardaki boşluklar anlamsız olmalıdır.
-Şimdi birleştirmek için yeniden her şeyi,
Geri dönüyorum geçtiğim yerlerden.-
III
Odamda yeni bir şekil alıyorum hemen
günden güne yeni oturma şekilleri, öyle
sonra balkona çıkıyorum ayrışık zamanlar
hem o denli güneşli ki yakıcı, o kadar olur
böyle anlar var ve anılar; hayatımın
bir sonu olmayacakmış da bitmeyecekmiş gibi
hissettiğim zamanlar – siz de bilirsiniz.
öyle ki
Uyumak için sabahı beklerim.
Neden sonra böyle uyanırım kimi sabahlar
ayaklarım ellerim alırım bir yerlere götürürüm
giderler durduramam öylece giderler
kelimenin anlamı içerisinde ve
seyri içerisinde yaşantımın, ordan oraya
engelleyemediğim biçimde giderler- giderken
aklıma akşamüstü esintisi gibi
üşüterek gelen kadınsın
öyle ki
Seni nereye koysam oraya yakışırsın.
Şimdi yine akşam, bu sonsuz tekrarlar
hem hep mi bu saatte akşam olur?
gündüz uykuları gibi serin ve
kim ne derse desin, geç kalmış
bir tren gibi sancılı bekleyişleri vardır
yaşanılası aşkların, büyüdükçe büyür
uzun süren aylar gibi büyür, gelmez
ki gözüm hep arkada kalanlara bakar benim
öyle ki
Trenlerde ters koltuklara binerim.
Böyle zamanlarda konuşacak bir şeyler olur
bir yağmur isterim camlara vurasıya,
yağsın ki mutlu olayım ve huzurlu; çiçekler açsın
erişteler pişsin ocaklarda, anne seslensin;
büyüyünce yalnız olacağım, böyle değil
ve içtiğim sigaraları bilmesin kimse isterim.
öyle ki
Belki de bu yüzden iki ismim var benim.
Şehre son kez bakmanın bir yanı vardır
soğuk, düşme eğilimli korku aceleliğinde
kendi evini arayan bir yöne doğru bir yandır
bulamazsın, o değildir, hem olsa ne olur?
Ben şimdi kitap sayfalarında
ben şimdi radyo frekanslarında
ve ben şimdi olmayacak yerlerde
olmayacak bir zamanda
yaşlanmayı bekleyen bir adamım.
